Ana sayfa Deneyimler

Bir Paris Efsanesi; Notre Dame Katedrali

0
PAYLAŞ

Bir Paris Efsanesi Notre Dame Katedrali ve Notre Dame’ın Kamburu; Güzeller güzeli Esmeralda’m ve kendini çaresiz hisseden Quasimodo’m. Katedralden başka sığınacak yeri olmayan, taşlarla konuşan, onlarla arkadaş olan koca yürekli adam. Çaresizlik diyorum… Ne kadar kötü. Umutsuzluk. Nasıl olsa beni sevmez deyip köşesinde beklemek. Güzeller güzeli Esmaralda’sına o katedralin taş duvarları arasından sevgiyle bakan, ona bir şey olacak diye sürekli tedirgin olan koca yürekli adam. Kim sevdi ? Kim bekledi senin gibi?

Notre Dame Katedrali

Eyobus’ın en güzel noktalarından biri olan Paris ve Paris’in en anlamlı ve güzel yerlerinden biri olan, adına kitap yazılan, herkesin hayatında bir kere de olsa karşısına çıkan Notre Dame Katedrali.

Katedralin herkesçe bilinen hikayesi şöyle başlıyor; O zamanlar katedral avlusunun yere çakılı tahta yatağı üzerine canlı bir bebek bırakılmıştı. Bulunan çocukların buraya getirilip bu tahta yatağın üzerine bırakılması adettendi. İsteyen gelip çocuğu alırdı. Katedrale bırakıldığında kundakta daha birkaç günlük bebek olan ve papaz Frollo tarafından koruma altına alınan aynı zamanda çok çirkin bir bebek olduğundan ona Latincede ‘eksik-tamamlanmamış adam’ Quasimodo ismi verilir. Quasimodo tek gözlü, kambur ve topal olarak doğmuştu. Quasimodo‘nun başkasına karşı nefretinden ve kötü niyetinden ayrı tuttuğu, katedral kadar, hatta belki katedralden bile daha fazla sevdiği biri yine vardı. Bu Claude Frollo’ydu. Frollo onun elinden tutmuş evlat edinmiş,beslemiş,büyütmüştü. Frollo ona büyük bir sıkıntı ve sabırla konuşmayı, okumayı, yazmayı öğretmişti ama zavallı çocuğun bir alın yazısı vardı. En sonunda yine Frollo onu zangoç yapmıştı. Büyük çanı ona vermek Juliette’i, Romeo’ya vermek gibi bir şeydi. İnsanlığın arasında attığı ilk adımlardan itibaren, aşağılandığını, sindirildiğini, itildiğini hissetmiş ve görmüştü. Bütün bunlardan sonra insanlara istemeye istemeye yüzünü çeviriyordu. Katedrali ona yetiyordu. Orası mermer yüzlerle doluydu, krallar, azizler, piskoposlar, en azından yüzüne gülmüyorlardı. Ona sakin ve hoşgörülü gözlerle bakıyorlardı. Heykellerle konuşarak saatler geçiriyordu. Yaşlı kiliseyle arasında, bir kaplumbağanın kabuğuna uyması gibi, çok derin içgüdüsel, manyetik ve maddi bir yakınlık vardı. Pürüzlü katedral onun kabuğuydu. Quasimodo’nun içine girmediği tek bir delik, tırmanmadığı tek bir yükseklik yoktu. Bir çok defa, sadece heykellerin girinti ve çıkıntılarından yararlanarak ön cephenin bir çok yüksekliğine tırmandığı oluyordu. Gerçekten de katedral onun ellerinde uysal, itaatkar bir yaratığa dönüşüyordu. Sanki dev binaya nefes aldıran şey Quasimodo gibiydi. Çanları seviyor, okşuyor, onlarla konuşuyor, onları anlıyordu. Köşedeki çan kulesinin sesinden, kapının yanındaki büyük çana kadar, hepsini ayrı ayrı seviyordu. Oysa onu sağır eden aynı çanlardı ama anneler de kendilerine en çok acı çektiren çocuğu daha çok sevmezler mi ? Onunki de o hesap. Doğrusu Quasimodo’nun duyabildiği tek ses çanların sesiydi. Bunun için büyük çan onun sevgilisiydi. Bu büyük çanın adı Marie idi. Marie onun gözdesiydi. Çanların hepsinin çaldığı bir günde ne kadar mutlu olabildiğini tahmin etmek çok zor olmasa gerek. Duyduğu tek ses, onun için evrensel sessizliği bozan tek şey buydu. 

Notre Dame Katedrali- Paris
Notre Dame Katedrali

Edebiyatçı olduğumuzdan mıdır bilinmez, Paris’e gittiğimizde katedrale bakınca gözlerim dolmuştu. Quasimodo bu heykellerle mi konuştu,bu duvarlardan mı ordan oraya koşturdu, atladı, onları sevdi ? Hepsi gözümün önünden o kadar hızlı geçmişti ki…Katedralin önündeki meydanda direk Esmaralda canlandı gözlerimde. O kıvrak vücuduyla burada mı dans etti, Quasimodo onu burada dans ederken görüp mü aşık oldu ? diye bütün kitap ve film gözümün önünden o kadar hızlı geçmişti ki. Paris’e ilk defa gelmiş biri olarak o katedralin etrafında hiç yabancılık çekmedim. Katedralin etrafını kitapla gezdim. Paris’e gelip bu katedrali görmeden gitmek en büyük eksiklik olsa gerek. Bu katedral aynı zamanda orta çağın en görkemli katedrali ve biraz karışık bir geçmişe sahip. Bakire Meryem’le bağdaştırılan özel bir katedral. Katedralin ön cephesi üç bölüm halinde ve burada kutsal 3’lüye bir gönderme yapılmış olmalı. Fransa da gotik mimarisinin en güzide örneği ve ilk gotik katedrallerden biri.

Notre Dame Katedrali, Eyfel Kulesi
Notre Dame Katedrali, Eyfel Kulesi

Victor Hugo’nun bu dev eseri sayesinde bu katedral bu güne gelebilmiştir. 19. yy ın başlarında Paris şehir planlamacıları katedrali bakımsızlığından ötürü yıktırmak istemişlerdir. V.Hugo, halkın ilgisini çekmek için Notre Dame’ın Kamburu adlı bu eseri yazmıştır. Roman, katedralin kurtarılması için kampanya başlatılmasını sağlayarak katedralin yenilenmesinde büyük rol oynamıştır. Oraya gittiğinizde kesinlikle kitabı okumasanız bile karakterleri gözünüzde canlandırmak için filmini izleyin derim ama şu da var ki kitapta geçen çoğu şey filmde yok. Kitap çok kalın okuyamam derseniz de 9. bölümden başlayabilirsiniz çünkü ondan öncesi biraz ayrıntıya kaçmış 😉 Katedralden çıktığınızda ise Paris deki diğer tüm önemli yapılar gibi Seine nehrinin kıyısında yer alan insanların kilit geçirip dilek tuttukları köprüyü de görün derim ☺

Seher KARAKUŞ

EYOBUS 2017

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here