Ana sayfa Katılımcı Görüşleri

İkinci Evim Üsküp

0
PAYLAŞ

Eyobus ile çıktığımız maceranın ikinci durağı Üsküp’tü. Aile köklerimin Makedonya’ya dayanmasından dolayı en merak ettiğim yerlerden biriydi burası. Bu yüzden araştırarak gitmiştim. Nerede ne var, az çok bilgi sahibiydim. Fotoğraflara bakınca güzel bir şehir olduğunu görebiliyordum fakat gerçekte çok daha güzelmiş. 

Vardar Nehri’nin böldüğü ve meşhur Taş Köprü’nün birleştirdiği bir şehir Üsküp. Görülesi yerlerin çoğu bu nehrin çevresine serpiştirilmiş. Nehrin bir yanında Ortodoks Hristiyanlar, diğer yanında Arnavutlar, Türkler ve Müslümanlar yaşıyor. Dediğim gibi, araştırarak gitmiştim ve bu bilgiyi önceden biliyordum. Hatta orada bir Türk çarşısı olduğunun da farkındaydım. Buna rağmen “Can you speak Turkish or English?” soruma “Tabi be ablam, ayıpsın. Sor ne istiyorsan.” Cevabı almak beni biraz şaşırttı. Müslümanların bulunduğu tarafta neredeyse herkes o ve ya bu şekilde Türkçe konuşabiliyor.

irem-ecem-min

Üsküp’te son yıllarda şehri güzelleştirmek adına yeni ve etkileyici yapılar yapılmaya başlanmış. Bu çabanın son derece işe yaramış olduğunu söylemeliyim. Özellikle gece ışıklandırılan yapılar, Vardar Nehriyle birleşince bakmaya doyamayacağınız bir görüntü yaratıyor. Kale bütün ihtişamıyla tepeye yerleşmiş, Arkeoloji Müzesi asaletiyle duruyor, Makedonya Meydanıysa olan biteni izliyor.

Eyobus ile biz Üsküp’e akşam saatlerinde ulaştığımız için girip gezilmesi gereken yerlerin içini o akşam göremedik. Sabah erken kalkıp şehirden ayrılmadan merak ettiğimiz yerleri gezmek için kendimize vakit yarattık. Gezinin daha başında olduğumuz ve yorgun olmadığımız için bu bizi zorlamadı. Ayrıca gece uyuyamadığımız saatleri otobüste uyuyarak dengeledik.

Peki gece neler yaptık? Otele saat 18.00 civarı ulaştık. Odamız konusunda çok şanslı olduğumuzu söylemeliyim. Çünkü pencereden Milenyum Hacı’nı ve muhteşem şehir manzarasını görebiliyorduk. Duş alıp hazırlandık ve ekipçe akşam yemeğine gittik. Müslüman tarafındaki meşhur Destan Köftecisinde, hala tadı damağımda kalan köfteler yedikten sonra arkadaşlarımla nehir kıyısında gezmeye karar verdik.

img-20161024-wa0015

Gezebildik mi? Tabii ki hayır. Fotoğraf çekilmekle o kadar meşgul olduk ki yaklaşık 1 saat sonra dinlenip bir şeyler içmek için Hristiyan tarafında ki London Bistro’ya oturduk. Sonra başka bir arkadaş grubuyla birleşip gece kulübü aramaya koyulduk. Grubumuzda az çok Makedonca bilen bir arkadaş vardı. Gidip birilerine yakında iyi bir kulüp olup olmadığını sordu. Bize önerilen yere yaklaşık 20 dakika kadar yürüdükten sonra Üsküp Stadını bulduk. Başta hala umudumuzu yitirmeden kulüp stadın çevresinde olabilir mi diye bir gezindik. Artık o gençlerin kulüpten anladıkları şeyin futbol kulübü olduğunu düşünmeye başladığımızda herkes yürümekten ölmüştü. Birbirimize verdiğimiz son bir gazla merkeze geri yürüdük ve nehrin üstünde gemi şeklinde dizayn edilmiş bir gece kulübü bulduk. İçeride Latin gecesi vardı. Ayak uydurabiliriz diye düşündük, uyduramadık… İçeri girdiğimizde bir dans edenlere baktık, bir kendimize ve gülerek oradan çıktık. Aramaktan vazgeçip koordinatörlerin bildiği bir yere gitmeye karar verdik. Gittiğimiz yer çok mu iyiydi? Hayır ama en azından dans edip eğlenebildik. Ayrıca içkilerde Avrupa’nın geri kalanında olduğu gibi baya ucuzdu.

Önceden de söylediğim gibi, tarihi yerleri sabah erken kalkıp gezdik. Otelin merkezde olması bize bu konuda çok yardımcı oldu. Kalkıp kahvaltımızı yaptıktan sonra kaleye çıktık ve manzarayı izledik.  

img-20161024-wa0045

Ardından Türk Çarşısı’ndan hediyelik eşya aldık ama benim için Üsküp’ten aldığım en değerli şey Nova Macedonia gazetesiydi. Gazete hem Makedonya’nın ilk gazetesiymiş hem de babaannemin ve dedemin doğduğu Vranofça köyünde basılmış.  Makedonya Meydan’ında ikinci el kitaplar satan bir teyzeden aldığım Makedonca Küçük Prens ve Hamlet’i de unutmamak lazım.

Kısaca söylemem gerekirse Üsküp beklentilerimi sonuna kadar karşılayan hatta üstüne çıkan bir şehirdi. Tarihi ögelerle modern çok başarılı harmanlanmış. Yaşanacak şehirler listemde ilk 5e yükseldi. Fırsatınız olursa gidin demek istemiyorum, gitmek için fırsat yaratın.

İrem Ecem HALAÇ

Eyobus 2017 Turu

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here