Ana sayfa Eyobus Haberler

Romantizmin Başkenti Venedik’e Gitmeniz İçin 5 Sebep

0
PAYLAŞ

Romantizmin başkenti, aşıkların şehri, insan elinin yaptığı en güzel yer, kimi zaman da başka şehirleri övmek için kullanılan bir sıfat Venedik.  Herkesin hayalini kurduğu, rüyalar şehri. Peki Venedik’i bu kadar özel, güzel kılan ne? İşte size Venedik’e gitmeniz için 5 sebep..

  • Çünkü şehir battığında, artık çok geç olacak

 damla   

Venedik, Kuzey İtalya’nın doğusunda yaklaşık 118 adacık üzerine kurulu adeta bir ‘yüzen şehir’. 170 adet kanalın ayırdığı adacıkları birbirine bağlayan 400 adet birbirine benzeyen minik köprü görüyoruz Venedik’in dar sokaklarında.

  • Kayboluşların en güzelini burada yaşayacaksınız

damla2

Belki ilk başta tuhaf gelecek ama elinizde ne kadar haritanız, internetiniz olursa olsun, Venedik’in neredeyse hepsi birbiriyle aynı olan sokaklarında yolunuzu bulamayacaksınız. Tarihi duvarlarda zar zor görebileceğiniz iki adet tabela var yalnızca. Bir tanesi Rialto köprüsüne, diğeri ise San Marco meydanına ulaştırmaya çalışıyor sizi Çalışıyor diyorum çünkü tabelaları takip ederken bile aynı sokaktan en az 3 kere geçecek, daha sonra zaten yolunuzu bulmak istemeyip kendinizi şehri gizemine bırakacaksınız. Şahsen ben aynı sokaktan 5 kere geçtiğimi hatırlıyorum. O kadar çok kaybolmuşum ki sürekli yolumu bulmaya çalışmaktan San Marco Meydanına hiç ulaşamadım. Evet. Venedik’e gittim ama San Marco meydanına göremedim. Ama bu bile inanamayacağınız kadar güzeldi çünkü ben  hiçbir kayboluşumdan bu kadar zevk aldığımı hatırlamıyorum.

  • Eğer gondola Venedik’te binmediyseniz, hiç binmemişsinizdir

daml7

Şehrin sembolü olan gondollara binip küçük köprülerin altından geçecek, evlerin arasında dolaşacak, duvardan duvara asılmış çamaşırları görüp, bunlar bu kanala düşmüyor mudur yaa? diye düşüneceksiniz, bu sırada bir sokak şarkıcısının söylediği İtalyan müziği eşlik edecek size. Şehirdeki tüm gondolların siyah olduğunu fark edeceksiniz. Bunun sebebi bir zamanlar şehri ele geçirmiş olan veba salgını. Hastalık yüzünden ölenlerin cesetlerini gondollarla taşımışlar ve o günden beri gondolları hep siyaha boyamışlar. 1 gondol 100 euroya kiralanıyor ve en fazla 6 kişi binmenize izin veriyorlar. Pazarlığınıza güveniyorsanız iş değişir tabii. Zaten gondol sahipleri çok sevecenler, turistlerin şehir sakinlerinden daha fazla olmasından olsa gerek, bir nevi rehberlik görevi üstleniyor, kürek çekerken bir yandan da şehri anlatıyorlar size.

  • Çeşit çeşit,ilgi çekici olduğu kadar, ürkütücü de olan maskeler

damla234

Gondoldan sonra akla ilk gelen şey maskeler oluyor Venedik’te. Zaten aklınıza gelmemesi mümkün değil çünkü baktığınız her yerde, geçtiğiniz her sokakta maske satan bir hediyelik eşya dükkanı göreceksiniz.  Maskelerin meşhur oluşunun sebebi zamanında yapılmış olan görkemli maskeli balolar olarak düşünülüyor fakat yine veba salgını zamanlarında şehir çok kötü koktuğu için hasta olmayan soyluların uzun burunlu maskelerle sokakta dolaştığına, bu yüzden maskelerin önemli olduğuna dair söylentiler var. Fiyatlar boyutlarına göre değişiyor küçük küçük maskeleri 2 euroya, büyük ve yüzünüze tutabileceğiniz boyutta olanları 8 euroya  alabiliyorsunuz.

  • Grand kanalın büyüsüyle lezzetlenmiş yemekler

damla2345

İtalya kelimesi ağızdan çıkar çıkmaz hepimizin zihninde pizzalar makarnalar şaraplar uçuşuyor. İtalya’nın bu meşhur yemeklerini bir de Grand kanal manzarasında yediğinizi düşünün.. Şehirde kanal boyunca sıralanmış bir sürü restoran var. Kanalın hemen yanındaki masalardan birine oturmanız için size minimum bir fiyat veriyorlar yaklaşık 50 euro.  Eğer siparişleriniz bu fiyatın altında olacak ise oturamayacağınızı söyleyip kanala biraz daha uzak bir masa gösteriyorlar. Ama o masalardan birine oturunca pizzanızı yemiyor, onunla savaşıyorsunuz. Çünkü etrafınıza bakınca herkesin pizzasını çatal bıçakla yediğini görüp, siz de kendinizi mecbur hissediyorsunuz. Muhtemelen bu düşünceyi paylaşan başka masalar da vardır ama onlar da sizinle aynı durumdalar. Sonra ilk kim çatalla yemeye başladı diye hırslanıp o hamuru bir türlü kesemeyen bıçaktan hırsınızı çıkarıp keyfinize devam ediyorsunuz. Siz bu duruma maruz kalmak istemezseniz sokak aralarında 2-3 euroya kocaman dilim pizzalar satılıyor ve oldukça lezzetliymiş. Üstelik elinizle yemek de serbest… Ben bıçağa ve pizzaya olan inadıma yenik düştüm ve tam 40 dakika içinde yemeğimi yiyebildim…..

Sonuç olarak bence bunların hepsi sizin yaşayıp deneyimlemeniz gereken şeyler. Çünkü havadaki rutubet kokusunu romantizmin, lezzetin, tarihin, sanatın nasıl bastırabildiğini kendi gözlerinizle görecek, şehrin Arnavut kaldırımlarında yürüyüp her biri müze edasında olan evleri gördükçe kendinizi bu yüzyılda hissetmeyecek, büyüleneceksiniz..

Damla Sarımehmetoğlu

Eyobus 2017 Turu

 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here