Ana sayfa Avrupa

Trastevere: Canlı, Sıradışı ve de Bohem

0
PAYLAŞ

Trastevere bölgesi Roma’nın en canlı en hareketli bölgelerinden biridir. Yerel halk ile iç içe olmak ve turistlik bölgelerden uzaklaşmak istiyorsanız sizin için biçilmiş kaftandır. Yüzyıllar öncesine dayanan işçi sınıfının hala sıradışı şekilde hissettiren bohem bir havası vardır. “Piazza Trilussa” adı verilen bölgede yaz akşamları konserleri ise vazgeçilmezdir. Merdivenlere oturarak tam bir sokak konseri şöleni yaşamaya öğlen saatleri başlayarak, gecenin geç saatlerine kadar devam edebilirsiniz. Turistlik bir yer olmadığından kilogram usulü uygun fiyatlı pizza alıp, yakındaki marketten ise içecek ihtiyacını kolayla karşılayabileceğiniz bir öğlen yemeği (yaklaşık 5 euro), akşam ise sokaklara serilmiş masalarıyla güzel bir restoranda uygun fiyatlı (yaklaşık 10 euro) yemekler yiyebilirsiniz. Çalgıcılar ise size adeta Balkanlar havasını hissettirecek yöresel İtalya şarkıları çalacaktır. Bölgede uygun fiyatlı oteller ve pansiyonlarda bulunurken, gençlerle dolup taşan barları ve dar sokakları gecenin geç saatlerine kadar süregelir.

Piazza Trilussa

Trastevere: Sokak Konserleri

Roma’nın her yerinde sokak sanatçılarına denk gelmek mümkündür. Keman, akordiyon, çello, saksafon gibi çeşitli enstrümanlarla yapılan çok çeşitli müzik türleri olduğu gibi bence Avrupa’nın da en iyilerini burada bulabilirsiniz. Hatta sıcakta taşlara oturtan; poponuz yanarken bile dinlemekten vazgeçemediğiniz ve müziğin büyüsüne kapıldığınız birkaç senaryoya şahit oldum. “Trastevere Sokak Müziğini” özel kılansa, merdivenlerde oturanların dinleyicilerin biletli konser rolü üstlenmesi ve sokak sanatçıları ise sahneye çıkmış gibi davranmasından kaynaklanmakta. Hatta zaman zaman şarkı sözlerini onlara dinleyicilere bırakmaktalar ve herkes bir ağızdan eşlik etmekte. Hatta ve hatta dinleyenler arasından öne atılıp şarkı söyleyenlerin, dans edenlerin ve mikrofonda doğum günü kutlayanlar, evlenme teklif edenler olduğunu bile gördük. Bu bakımdan duyguları paylaşabilen aslında mimariye ve sanata doyduğumuzu düşünsek bile Roma’nın bize hep daha fazlasını sunduğu anlardan birini yaşayabilirsiniz.

Trastevere: Tarih Boyunca

Trastevere belki tarih boyunca yaşananları günümüze kadar aktarabilmiş nadir yerlerden biri. Gerek mimarisi, gerek dar sokakları gerekse restoranları bile bunu başarmışlardır. Latincedeki kökenine inerse Trastiberim kelimesini görürüz, yani Roma’yı boydan boya geçen “Tiber Nehri’nin öte yakası” anlamından türeyerek gelir adı.
Ortaçağ döneminde yahudi mahallesiydi. 1960 döneminde ressamlar ve Amerikalı müzisyenlerin mahallesiydi. Aslında yerel halka göre Campidoglio, Roma Forumu, Vatikan, San Pietro Katedrali, Campo dei Fiori pazarını, Panteon’u gezmiş olabilirsiniz yani bu 3000 yıllık şehri altına üstüne getirmişsinizdir. Fakat Tiber Nehri’nin karşısındaki bu bölgeyi görmezseniz puzzle’da hep bir parça eksik kalacaktır.

Turistlerden Uzak Şehir Kalbi

Trastevere, Tiber Nehri tarafından Roma’dan ayrılmıştır. Turist akımından dolayı ise yerel halkın kaçış noktalarından biri olmuştur. Çok uzun zaman turistlerin ilgisini çekmemiş yerel halk tarafından yemek yenilen, şarap içilen bir yer olarak kalmıştır. Son 3-5 senedir popülerliği hızla artsa da hala Roma’nın kalbi ve şehrin diğer yüzüdür.
“Roma’da yaşasam her akşam burada olurdum” cümlesi ise editör özel hayranlığı tarafından söylenmiştir. Trastevere hakkında gözlemlerimiz:

  • “Guado! Guado huda!” bu şekilde bağırarak sürekli sihirbazlık yapan, yetenekli ama sunumuyla bizi bezdiren bisikletli tatlı bir sihirbaz her gün orada 🙂
  • Sokak müzisyenleri ilk yarı kendi sevdikleri şarkılarla seyirciyi kazanamazsa ver elini Beatles-Yesterday. Bizim Akdeniz Akşamları gibi gerçekten.
  • Merdivenin sol üstünde her zaman oturan bir evsiz grubu var. Herkes bir telden onlar başka telden çalıyorlar. Müzisyenleri bile güldürecek şekilde taşkınlıkları var.
  • Afrika kökenli göçmenler size hediye diyerek “dilek bilekliği” takıyorlar. Sonraysa para istiyorlar. Vermezseniz, ısrar üstüne ısrar. Sonrasında da hediye edip gidiyorlar.
  • Sanatçı ara verdiğinde “boya kutuları” ile müzik yapan bir çocuk geliyor. 15 dakika tüm ilgiyi dikkati alıp alkışlar eşliğinde kayboluyor.
  • Havaya fırlatılan mavi ışıklı bir pervane var Türkiye’de de tatil beldelerinden hatırlarsınız. Onu satan Hintliler biran Türkiye’de gibi hissetmenizi sağlıyorlar.
trastevere
Trastevere

Gianicolo Tepesi

Roma adeta bir “Açık Hava Müzesi” olan inanılmaz bir şehir. Şehir sokaklarında kaybolmak kadar yukarıdan bakmak da keyifli olacaktır şüpheniz olmasın. Özellikle yaz sıcaklarında çimlerde biraz serin serin uzanmak isterseniz “Gianicolo Tepesi” tam aradığınız türden bir yer. Trasteve bölgesinden çıkmanın çok kolay olduğu gibi, akşam tekrar dönme planınız varsa araya sıkıştırmanız güzel bir plan olacaktır.
Roma’da manzaraya daha da yükseklerden bakmak istemenin küçük bir bedeli olarak Giuseppe Garibaldi’nin heykelinin de ev sahibi olan tepeye çıkmak için biraz yürümeniz gerekiyor ancak sonunda gözlerinize bayram ettirecek güzellikte manzara için bunu göze alabilirsiniz.

Not: Yol üstünde bir çeşme var. Her yol üstünde var orası Roma 🙂 İlginç bir şekilde inanılmaz derece de soğuk akıyor adeta buz tutacakmışcasına. Benim dikkatimi çokça çekmişti. Sebebini ise asla öğrenemedik. Aldığımız en tatmin edici cevapsa Gianicolo Tepesi’nden gelmesinden kaynaklanmaktaymış.

trastevere
Gianicolo Tepesi
Gianicolo Tepesi Manzarası

Trastevere: Eyobus ile Akşam Eğlencesi

Akşam üzeri sokak konseriyle başlayan Trasteve akşam yemeğinde Lazanya ve diğer Makarna (Pasta) menümüzde oluyor. Sokaklara atılmış masalarda güzel bir akşam yemeğinden sonra biraz daha müzik ile sanata doyuyoruz. Ardından Romalı gençlerinde eğlendiği sokaklara kendimizi bırakıyoruz. İlerleyen saatlerde acıkanlar kendini dilim pizzaya vururken, kimileri de sokaklarda açılan seyyar incik boncukçu da soluğu alıyor. Tabi eğlenceden hiç ödün vermeden vakit geçirenlerde. Sonra otobüse dönerek hepimiz birer balkabağına dönüşüyor ve uykuya dalarak Venedik yolculuğuna başlıyoruz.

Eyobus: Trastevere

Kısa Kısa Roma

  • Roma, İtalya’nın en kalabalık şehri, Avrupa Birliği’nin ise dördüncü en kalabalık şehri. Yaklaşık nüfüsuna bakıldığında 2,873 milyon (2017) gibi iddilı bir sayı var. Biliyoruz Türkiye ile kıyaslamayın Avrupaya göre iddialı 🙂
    En küçük ülke olan Roma aynı zamanda, Vatikan’a şehir sınırları içerisinde yer vermektedir. Bu durum ise Roma’ya hiçbir şehrin sahip olamadığı bir özelliğe, iki ülkenin birden başkenti olmayı kazandırıyor.
  • Roma mitolojisine göre şehir milattan önce (MÖ) 753 yılında keşfedilmiş. Şehrin kurulmasında büyük önem ev sahipliği yapan Tiber Nehri sürekli yerleşimin görüldüğü en eski nehirlerden biri olma özelliğini taşıyor.
    Kuruluş Tarihi: Milattan Önce (MÖ) 21 Nisan 753
  • Tarihler boyunca halkını, yaşayanları o kadar büyülemiş ki İnsanalar gerçekten ölümsüzlüğün bu şehre verildiğine inanmışlar:
    Roma’nın şairi Tibullus eserlerinin birinde şehrii “La Citta Eterna” yani ölümsüzlüğün verildiği şehir olarak tanımlamış.
    İnsanlar ise Roma’yı “Caput Mundi” yani Dünya’nın başkenti olan şehir olarak tanımlamayı tercih etmişler.
  • Neoklasik ve Barok mimarinin en önemli Dünya temsilcisidir. Nedenlerinden biri ise şüphesiz Rönesans olmuştur.

Roma’da Görülmesi Gereken Yerler

  • Kolezyum (Collosseo)
  • Roma Forumu (Foro Romano)
  • Aşk Çeşmesi (Fontana Di Trevi)
  • 2. Emmanuel Anıtı (Vittorio Emanuelle II)
  • İspanyol Merdivenleri (Spagnia Steps)
  • Pantheon
  • Vatikan Müzeleri
  • Navona Meydanı
  • Trastevere
  • Melekler Kalesi (Castel Sant’Angello
  • Gianicolo Tepesi
  • Villa Borghese Parkı

Roma Hakkındaki Diğer Yazılarımız

Eyobus Hakkında Diğer Yazılarımız

19 Günde boyunca 18 Ülke 22 Şehirlik bir macera. Trasteve’de akşam yemeği yemenin vakti geldi de geçiyor bile 🙂

Hemen Başvur!

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here