Ana sayfa Avrupa

Üsküp Gezi Rehberi:Bizden Biri – Makedonya

0
PAYLAŞ

Üsküp Gezi Rehberi gerek tarihi yönleri, gerekse kültürel birikimli dokusuyla sizi şüphesiz sizi fazlasıyla şaşırtacaktır ayrıca 1991’de kurulmuş bebek bir ülkenin başkenti gibi bir detayda var. Balkan göçmenlerini bilirsiniz tatlı aksanla birlikte çok kibar insanlardır. Biraz daha Türkçe’yi unutmaya başlamış kibar insanlarla dolu aslındaysa 5 farklı milletten yaşayanların bulunduğu heykeller şehri: Üsküp. Heykeller şehri demişken 500’den fazla heykel var ve sayısı günden güne artmaya devam ediyor.

Üsküp Büyük İskender Meydanı
Üsküp Meydan- İskender Heykeli

Üsküp Gezi Rehberi: Kısa Tarihi

Kuzey Makedonya’nın başkenti olan Üsküp aynı zamanda ülkenin en büyük kenti konumunda. Şehir neredeyse her anlamda ülkenin merkezi olma özelliğine sahip. Kentin kuruluşunun milattan önce () 4000 yılına denk geldiği tahmin ediliyor.

Sırasıyla Roma İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu ve Osmanlı Hanedanlığı tarafından yönetilen şehri Türkler 1912 yılında gerçekleşen Balkan Savaşları sonunda Sırplara kaybetmiştir. Ardından birinci dünya savaşı sırasında Bulgarlar tarafından kuşatılan kent savaşlar bittiğinde kurulacak olan Yugoslavya’nın sınırlarına dahil olmuştur. İkinci Dünya Savaşı’nda Bulgarlar Üsküp’ü yeniden ele geçirmesine rağmen savaş sonrasında Üsküp, Yugoslavya’nın bir parçası olarak yükselişini ve modernleşmesini hızlandıran etmen olmuştur.

Her beş kişinin Arnavut olduğu kentte Sırplar, Türkler, Boşnaklar ve Rumenler diğer azınlık gruplarını oluşturuyor.  Balkan dillerinin benzerliği “Türkçe” ise Osmanlı sayesinde uzun yıllar kullanıldı. Birçok kişi bu dillerin birçoğuna kısmen bile olsa bu yüzden hakim. Özellikle nehrin diğer tarafı düşünüldüğünde adeta Türkiye’de gibi hissedeceksiniz.

Üsküp Gezi Rehberi: Kent Yapısı

1963 yılında yaşanan depremde %80’i yerle bir olan kentin şehir planlaması büyük ölçüde 6.1 büyüklüğündeki bu depremden sonra atılan adımlarla şekillenmiş. Gelecekte yaşanabilecek depremlerin olumsuz sonuçlarından kaçınmak amacıyla yoğun popülasyona sahip bölgelerde seyrek yapılaşma sağlanmaya çalışılmış.

2. Dünya Savaşı sonrası Varşova şehrini tasarlayan Leh mimar Adolf Ciborowski Üsküp kentine de tarihin en büyük savaşlarından birinin enkazı altından ayağa kalkabilmesi için ilham veren kişi olmuştur. Ciborowski şehri sosyal aktivitelere göre bölgelere ayırmıştır. Vardar nehri kıyıları rekreasyon alanları için, merkezdeki bulvarların çevresi ise yüksek katlı konut ve alışveriş komplekslerine ayrılırken daha uzak bölgeler bireysel yapılaşma ve endüstriyel kullanıma hizmet edecek şekilde planlanmış.

Şehre Genel Bakış

1963 depremi sonrasında neredeyse tamamı yerle bir olan şehirde bütün planlamayı aslına uygun yapmak çok yüklü bir masrafın altına girmeyi de mecbur kılıyordu. Dolayısıyla tatmin edici bir sonuç alınamadı ve bir süre sonra Üsküp’e gri rengiyle ilgili yakıştırmalar yapılmaya başlandı. Sovyet etkisinde geçen uzun yılların sonucu olarak şehrin gri bir ruh haline büründüğünü söylemek yanlış olmaz.

Öte yandan 2010 yılında Makedon hükümetinin uygulamaya koyduğu Skopje 2014 projesi ile kente Makedon tarihine daha bağlı bir görünüm kazandırmak amaçlandı ancak maliyeti başta olmak üzere proje pek çok yönden eleştirilere maruz kaldı. Bir diğer eleştiri de direkt olarak hükümeti oluşturan milliyetçi partiye (VMRO-DPMNE) yöneltilmiş durumdaydı. Muhalefet bu projenin Makedonya’da yaşayan ancak Arnavutlar gibi farklı etnik köklere sahip vatandaşlara karşı partinin uyguladığı bir asimilasyon politikası olduğunu savundu. Bütün bunlara rağmen proje 2010 yılında başlayıp dört sene süren çalışmalar sonucunda 2014 yılında kamuoyunun beğenisine sunuldu. Skopje 2014 kapsamında pek çok neoklasik yapı, caddeler ve meydanlar tekrardan inşa edildi. Bunun yanında zarar gören çeşmeler, heykeller, oteller, devlet binaları ve köprüler restore edildi. Proje maliyeti muhalefet partilerinin eleştirilerini haklı çıkarırcasına tahminlerin üzerine de çıkarak 700 milyon doları buldu. Üsküp sokaklarını arşınladığınızda proje hakkında fikir sahibi olmaya yetecek kadar zamanınızın olacağına inanıyoruz, takdir sizin.

Vardar Nehrinin kuzeyi Osmanlı etkisinde adeta bir Türk kasabasını andırırken, güneyde de yoğunluklu olarak Sovyet etkisinde gelişen toplu konutlar kentin bu bölgesinin karakteristik yapısını ortaya koyuyor. Bu durum hükümetteki milliyetçi VMRO-DPMNE partisini rahatsız etmiş olmalı ki Skopje 2014 projesi ile Slav ve Türk kültürü etkisi altında kalan şehre olabildiğince Makedon bir kimlik katılmaya çalışılmış. Ziyaret ettiğinizde sizin de fark edeceğiniz üzere özellikle Vardar nehrinin kuzeyinde Türk kültürünün sokaklardaki baskın yansımasına şahit olacaksınız. Buna karşılık proje kapsamında yapılan düzenleme ve inşaatların büyük çoğunluğu adeta nazire yapılırcasına nehrin güneyinde hayata geçirilmiş. Dolayısıyla kentin kimlik arayışının sessizce büyüyen bir kültür çatışmasına dönüştüğünü söylemek mümkün.

üsküp gezi rehberi
Üsküp

Üsküp Gezi Rehberi: Gezilecek Yerler

Küçük olmasına rağmen gezilecek yerler açışından bakıldığında kısa ama dolu dolu bir listesi var. Hem her yer birbirine yakın, hemde gerçekten güzel yerler. Köfte, triliçe ve şopska ise akşam yemeği olarak sizi fazlasıyla mutlu ediyor.

Türk Çarşısı/Eski Çarşı:

Türk Çarşısı her ne kadar hiçbir yabancılık çekmeyeceğiniz kadar Türk kültürünün sokaklara kazındığı bir bölge olsa da uluslararası literatürde “Old Bazaar” yani “Eski Çarşı” adıyla anılıyor. Ankara’da Hamamönü, Eskişehir’de Odunpazarı Evleri, Bursa’da da Cumalıkızık ve Türkiye’den verebileceğimiz sayısız örnekler ile pek çok benzerliğini bulabileceğimiz Osmanlı’dan kalma tarihi çarşı içerisinde han, medrese, türbe, hamam ve cami gibi yapıları da bulunduruyor. Çifte Hamam, Mustafa Paşa Camii, Sulu Han, Kurşunlu Han ve Makedonya Müzesi çarşıdaki önemli yapıların sadece bazıları.

Üsküp gezi rehberi Türk Çarsısı
Üsküp: Türk Çarşısı

Taş Köprü

Köprü şehrin iki yakasını birbirine bağlayan bir ana hat olma özelliğini uzun yıllar korumuş. Kimilerine göre köprü “Osmanlı” yakasıyla modern yakayı birbirine bağlarken, kimilerine göre de Arnavutlarla Makedonları birbirine bağlama özelliğine sahip.

Fatih Sultan Mehmed tarafından 1451-1469 yılları arasında yaptırılmıştır. Şehirdeki diğer yapılar gibi sık aralıklarla hasar gören köprü en zor günlerini 1555 yılında gerçekleşen bir depremden sonra yaşamıştır. 1944 yılında ise köprüye Naziler tarafından patlayıcılar yerleştirilmiş ancak patlama gerçekleşmeden önce şehrin ileri gelenlerinin talebi üzerine Almanlar geri adım atmışlar ve köprü bir diğer felaketten kurtulmuş. Zaman zaman tadilat altına alınan köprü bu süreçlerde ekonomik faaliyetleri olumsuz etkilemiş.

Üsküp Kalesi

6. Yüzyıldan kalma olduğu düşünülen Üsküp Kalesinin adı uluslararası literatürde de “Kale Fortress” olarak geçiyor. Bu durum Türklerin Üsküp için nasıl bir öneme sahip olduğuna örnek olarak verilebilir. Şehrin en yüksek noktasına konumlanmış olan bu kaleden şehri ve Vardar ovasını izleyebilmeniz mümkün. Uzun süreler boyunca Roma hakimiyeti altında kalan şehirde kalenin kökleri bir Roma şehri olan Skupi’ye dayanıyor. 518 yılında gerçekleşen bir depremle aynı konumda bulunan kalenin tamamı yıkılmış. Bizans döneminde tekrar inşa edilen ve Bulgarların saldırılarında tekrar ciddi hasarlar alan kale 1660 yılında ünlü Türk gezgin Evliya Çelebi tarafından da tasvir edilmiştir. 1963 depreminde kalenin hasar aldığı tespit edilmiş ancak günümüze kadar bu hasarın düzeltilmesi konusunda adım atılmamıştır.

Rahibe Teresa Evi

1979 yılında yürüttüğü gönüllü organizasyonlarla Nobel Barış Ödülü’nü almaya layık görülen Rahibe Teresa’nın asıl ismi Agnes Gonca Boyacı’dır. Aslen Arnavut olan Rahibe Teresa o zamanlar Osmanlı toprağı olan Üsküp’te 1910 yılında dünyaya geldi. 18 yaşında Hindistan’da misyonerlik faaliyetleriyle ünlü Loretto Hemşireleri’ne katıldı. Teresa ismini burada aldı. 1950 yılında Vatikan’ın izniyle Hayırsever Misyonerler’i kurdu ve bu cemaat dünyanın 450 noktasında 4.000 rahibenin bünyesinde bulunduğu bir topluluk haline geldi. Bütün hayatını gönüllü faaliyetler peşinde harcayan Rahibe Teresa anısına Üsküp’te doğduğu evin bulunduğu bölgeye hem müze hem de kilise işlevi gören bir yapı inşa edilmiştir. Rahibe Teresa Evi’ne girişte herhangi bir ücret talep edilmemektedir.

Not: Destan’da köfte, triliçe ve şopska yemeği ihmal etmeyin.

Not: Makedonya’nın %70’i Makedon(Türk, Sırp,,.), %20’si Arnavut, %10’u da heykel. 🙂 Böyle bir espri var şehirde.

üsküp gezi rehberi köfteci destan
Köfteci Destan

Eyobus ile Üsküp Durağı

İkinci durağımız olan Üsküp’e akşamüstüne doğru Selanik’ten geliyoruz. Otele yerleştikten sonra şehri keşfetmeye çıkıyoruz. Sonrasındaysa köfte, şopska ve de triliçe yiyoruz. Hareketli ve renkli sokakların tadını güzel bir yürüyüşle çıkardıktan sonra hareketli renk bir yerlere oturuyoruz. Latin dans severler için bildiğimiz çok güzel bir yer var 🙂

Eyobus: Üsküp Bölüm 1
Eyobus: Üsküp Bölüm 2
Eyobus: Üsküp Bölüm 3

Üsküp Gezi Rehberi Benzeri Diğer Yazılarımız

Eyobus Hakkında Diğer Yazılarımız

19 Günde 18 Ülkelik dev macera…Üsküp’ün altını üstüne getirip köfte’nin ve triliçe’nin tadına bakma vakti geldi de geçiyor bile 🙂

Hemen Başvur!

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here