Ana sayfa Eyobus Haberler

Van Gogh: Sanatta Bir Dönüm Noktası

0
PAYLAŞ

Amsterdam genellikle sakinlerinin huzurlu hayatlarıyla, motorlu taşıtları yollardan silen bisikletlerle, sonu gelmez kanallarıyla ve sunduğu özgürlüklerle akıllarda yer etmesine rağmen Avrupa’nın en önemli müzelerinden bir tanesine ev sahipliği yapıyor. Amsterdam’ın en güzel ve en ünlü parkı Vondelpark’a oldukça yakın konumda bulunan Vicent Van Gogh Müzesi Amsterdam’da görülmesi gereken noktaların arasında başı çekiyor. Modern sanatın ortaya çıkmasında öncü olarak kabul edilen Vincent Van Gogh sanatla en ufak bir ilgisi olmayanı bile kendisine hayran bırakmayı başarıyor. Müzede dünyaca ünlü ressamın eserleri kronolojik olarak sergilenmekte. Bu sayede düşünsel hayatındaki ve yaşamındaki dramatik değişimlerin tuvale nasıl döküldüğünü çıplak gözlerle tecrübe etme ayrıcalığına sahip olabilirsiniz.

Vincent Van Gogh

Vincent Van Gogh: Genel Geçer

Yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Vincent Van Gogh 27 yaşında ressam olmaya karar verdi. Yaşadığı maddi sıkıntılar kısa vadede hayatta kalabilme telaşını beraberinde getirirken içindeki ilhamın açığa çıkmasının önünde duran koca bir engeldi.

10 yıl içerisinde 860’ı yağlı boya olmak üzere yaklaşık 2100 eser yarattı ve bunların birçoğunu ömrünün son iki yılında tamamladığını düşünecek olursak sanat dünyasının ne kadar büyük bir değeri kaybettiği daha açık bir şekilde anlaşılabilir. Ayçiçekleri (Tournesols) ve Yıldızlı Gece (Starry Night) sanatçının en ünlü eserlerinden yalnızca ikisi. Yaygın bilinen bir yanlışın aksine Scream (Çığlık) Van Gogh’un eseri değildir. Eser Norveçli ressam Edward Munch tarafından Van Gogh’un ölümünden üç yıl sonra resmedilmiş. Ancak insanların bu şekilde düşünüyor olmasının sebebi Munch’un Vincent Van Gogh gibi post-empresyonist sanatçıların yoğun bir şekilde etkisinde kalması.

Sanat Öncesi Hayatı

Ressam olmaya karar verene kadar öğretmenlik, kitap satıcılığı ve din adamlığı ve sanat galerisinde katiplik gibi farklı işlerde çalıştı. Bu işlerin hiçbirine karşı bir aidiyet hissi besleyememiş olacak ki bir türlü dikiş tutturamadı. Bu süre içerisinde Avrupa’nın pek çok farklı yerinde yaşadı, Londra’ya gittikten sonra bunalıma girdi ve ardından çıkış yolunu dini bütün bir adam olmakta buldu. Belçika’nın güneyinde Protestan kilisesi için misyonerlik faaliyetlerinde bulundu. Geçirdiği bir rahatsızlık sonucu ailesinin yanına döndü.

Sanat Hayatı

Eve döndükten sonra abisi Theo’nun da desteğiyle ilk eserlerini üretmeye karar verdi. Bu sanata çağ atlatacak, yepyeni ve eşsiz bir bakış açısının tohumlarını atacak karar olacaktı. Sanat hayatının ilk yıllarında daha çok soluk renkleri kullanarak yoksulluğu, sefaleti ve işçileri resmetti. Bütün bunlara rağmen onu insanların akıllarına kazıyan canlı renklerinden esintileri ilk eserlerinde görebilmek mümkün. Daha sonraları Paris’e taşınan Vincent Van Gogh burada avangart anlayışın temsilcilerinden ve aynı zamanda empresyonizm (izlenimcilik) karşıtı olan Émile Bernard ve Paul Gauguin ile tanıştı. Böylelikle kendine özgü renkleriyle post-empresyonist sanat anlayışı olgunlaştı.

Yıldızlı Gece - 1889 / Vincent Van Gogh
Yıldızlı Gece – 1889 / Vincent Van Gogh

Fransa’nın Güneyi

Paris’in soğuk havası ve soluk renklerinden bunalmış olacak ki kardeşi Willemien’e mektubunda daha canlı renkler bulabilmek daha çok güneş bulabilmek için güneye gideceğinden bahsetti. Sahiden de Fransa’nın güneyine Arles’e yerleştikten sonra daha canlı renkler kullanmaya başladı ve zeytin ağaçları, buğday tarlaları ve ayçiçekleri serilerini yarattı, çiçeklerle daha fazla ilgilenmeye başladı. Ayrıca Fransa’nın güney sahillerindeki teknelere ve kayıklara da resimlerinde başrolü vermeyi ihmal etmedi. Burada kendini bulduğunu ve sanat anlayışının olgunlaştığından bahsedebiliriz.

The Yellow House (Sarı Ev)

Kardeşi Theo ile olan bir konuşmasında Arles’de, Fransa’nın güneyinde bir stüdyo kurma isteğinden bahsetti. Ressamların yalnız yaşamasının deli saçması olduğunu düşünüyordu. Nihayetinde Arles’de The Yellow House (Sarı Ev) adıyla anılan evin 4 odasını kiralayıp sanatçılara tahsis etti. Fransız post-empresyonist ressam Paul Gaugin ile dışavurumculuğa olan bakışları ve dünyayı görüşleri pek benzeşmese de eve ilk giren de o oldu, son çıkan da. Yaşadıkları hararetli tartışmalara rağmen çok sıkı bir şekilde beraber çalışmaya devam ettiler. Van Gogh bir mektubunda bu tartışmaların ne kadar hararetli olduğunu şu şekilde betimleyecekti: “Gaugin ile yoğun şekilde Delacroix, Rembrandt ve diğerlerinden konuşurduk. Tartışmalar o kadar hararetli bir hal alırdı ki bir pilin son gücünü tüketmesi gibi bazen yorgun beyinlerle çıkardık bu savaştan”.  

Arles’deki Yatak Odası-1888 / Vicent Van Gogh

Van Gogh Kulağını Kesiyor

Gaugin genellikle hayal gücünü kullanarak ve hafızasında kalan anları kullanarak resimlerini çizerken Vincent onun ötesinde gördüklerini tuvale aktarmayı tercih ediyordu. Bu ve bunun gibi birçok tartışmanın birikiminin dramatik bir sonucu olarak Vincent kulağını jiletle kesti. Daha sonra gazete kağıdına sarıp sokağa çıktı, nihayetinde kesik kulağını bir hayat kadınına sundu.

Yaşananların sebeplerinden biri elbette ki Vincent’in akıl sağlığının zamanla daha da kötü hal almış olmasıydı. Gaugin’in yaşanan kavgalardan ve tartışmalardan bıkacak olsa ki Vincent’i evden ayrılmakla uzun süre tehdit etmişti. Hali hazırda anormal seviyede gerginlik problemi olan Van Gogh üzerinde oluşan baskıya dayanamayıp kulağını bir jiletle kesmişti.

Hayatının büyük bölümünde psikolojik rahatsızlıklarla boğuşan Van Gogh aşırı derecede yaşadığı gerginik hissinin yanı sıra sık sık gerçeklik algısını yitiriyordu. Bu olaydan sonra hastaneden taburcu oldu ve aylar sonra ruh sağlığının gitgide bozulduğuna bizzat şahit oldu. Sonuç olarak kendi isteğiyle 1889 yılının mayıs ayında Saint- Rémy’deki bir akıl hastanesine yatırıldı. 

Hastane Günleri

Bir sene süresince hastanede kalan Vincent hala yeteri kadar sakinken çizimlerine devam ediyor, hatta ona hastane içerisinde bir stüdyo bile tahsis ediliyor ve dışarıda çizim yapması sağlanıyor. Ancak bir süre sonra Van Gogh’un boya tüplerini yemeye başladığını fark ediyorlar ve bir süre için resim çizmesi yasaklanıyor. Sonuç olarak hastanede kaldığı süre içerisinde yaklaşık 150 eser yaratmayı başarmıştır.

Vicent Van Gogh Ölümü

Hastaneden taburcu edildikten sonra Van Gogh Paris’e oldukça yakın bir yer olan Auvers’e yerleşiyor. Burada tanıştığı amatör bir ressam ve aynı zamanda doktor olan Paul Gachet ile tanışıyor ve oldukça güzel bir dostluk kuruyorlar. Bu süreçte sağlığının da iyiye gittiği gözlemleniyor ancak kardeşi Theo’nun şu anki işinden ayrılıp kendi işini kurma isteği Vincent’i maddi anlamda kaygılandırıyor ve sağlık durumu bu olaylardan sonra intihara gidecek olan kapıyı aralayan etmenlerden biri oluyor. 27 Temmuz 1890 yılında sürekli tuvallerini süsleyen o uçsuz bucaksız tarlalara, düzlüklere doğru yürüyüşe çıkıp göğsüne silahıyla ateş ederek intihar ediyor. 

Vicent Van Gogh Müzesi

Vicent Van Gogh Müzesi, Amsterdam şehri için Red Light ve Amsterdam Kanalları kadar olmazsa olmazlardan. Museumplein bölgesinde yer almakta, 19 euro ücreti var. (Müze paketleriyle birlikte hesaplı alabilirsiniz, 3 müze 40 euro gibi indirimler mevcut. Amsterdam Card aldıysanız geçerli.) 09.00 ile 18.00 saatleri arasında hizmet vermekte, cuma ve cumartesi günleri saat 21.00’a kadar uzatılmaktadır.
Museumplein: Müze Meydanı

Vicent Van Gogh Müzesi, Gogh’un hayatı ile başlıyor. Denediği bir çok dalda başarısızlık ( papaz yardımcılığı, dil öğretmenliği ve resim galerilerinde satış elamanlığı) epilepsi hastalığından kaynaklanan dengesiz hareketlerine bağlanıyor. En şaşırtıcı olanıysa resimle buluşmasını gerçekleştirdiğinde 30 yaşında olması. Dönemin popüler kültür resimlerine inat gibi karamsar çizimlerle başlayan resim hayatı, aldığı eğitimlerle birlikte sanatı farklı noktaya taşıyor. Hüzün ve Kasvet. Resimlerini anlatan en genel geçer 2 sıfat. Değeriyse öldükten sonra anlaşılan ressamlardan.

Müze, 1.Kat; Vincent Van Gogh imzalı eserlerin yapılış tarihi ve yapıldığı yere göre sınıflandırılmış bir bölümü mevcut. Hayatının içinde ü bulunduğu çalkantılı duygu durumlarını da tam olarak burada gözlemleyebilirsiniz.
Müze, 2. Katta; Ünlü ressam çizimleri ve tasarı çizimleriyle birlikte özenle korunması gereken çalışmaların korunduğu bir bölüm yer alıyor.
Müze, Ek Binada ise; farklı dönemlerde Van Gogh’un veya başka sanatçıların eserlerinden oluşan geçici sergiler yer almaktadır.

Van Gogh ile 5 Adım

Eyobus Hakkında Diğer Yazılarımız

19 Günde 18 Ülkelik dev macera…🙂

Hemen Başvur!

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here