Ana sayfa Deneyimler

Venedik Bir Harika Dostum

1
PAYLAŞ

            The New York Times Gazetesi’nde Venedik’i “kuşkusuz bir insan tarafından yapılan en güzel şehir” diye tanımlıyorlar. Evet tabi ki  öyle, dünya’da bir benzeri olmayan,her sokağının her köşesinin bir hikayesi olan, tam anlamıyla tarihi dönemler ve yaşadağımız çağ arasında bir köprü adeta Venedik. Şehir tamamıyla Dünya miras listesinde yer almakta. Kendine has tarihi, dar sokakları ve sıcak kanlı insanları ile Avrupa’da en çok ziyaret edilen şehirler arasında yer almasına şaşırmamak gerekiyor. Gerek mimari alanda olsun gerekse gastronomi ve moda hakkında dünya kültürüne çok büyük katkılar sağlayan romantizm şehri . Beni meraklandıran konulardan bir tanesi sularla çevrili olan bu şehirde binaların nasıl ayakta kalabildiği ve bozulmadığı olmuştu onu ise şöyle hemen baştan açıklayalım; binaları,toprağa kazılmış yüzlerce kazık üzerine inşa etmişler bu kazıklar düşük oksijen sayesinde çürümezler ve daha da sertleşirlermiş bu yüzden yüzyıllardır binalar ayakta ve sapasağlam. Venedik’e başka bir şehirden trenle geliyorsanız Santa Lucia Tren istasyonuna varırsınız içerisinde kafeler ve alışveriş mağazalarının da bulunduğu tren istasyonundan çıkar çıkmaz karşınıza büyük kanal çıkacaktır. Hemen yakınında bir turist danışma bürosu da bulunmakta gezinize başlamak için ideal bir yer diyebilirim.

bilal-revize-min

            Eğer ki şehre uçakla geliyorsanız ünlü kaşifin adını alan Marco Polo Havalimanı’na indikten sonra toplu taşıma ile şehre gelip Roma Meydanında inebilirsiniz. Benim şehre gelişim Eyobus ile olduğu için bende gezime Roma Meydan’ın yakınlarından başladım. Roma Meydanı ile Santa Lucia Tren İstasyonu birbirine uzak olmamakla birlikte büyük ihtimalle üzerinden geçeceğiniz Anayasa Köprüsü’nden bahsetmek isterim. Venedik’in en yeni köprülerinden bir tanesi ve fütüristik tarzda inşa edilmiş bir köprüdür.Yapım maliyeti ve yıllık bakım masrafının çok olmasından dolayı eleştirilmektedir ve gördüğüm kadarıyla şehrin dokusunada ciddi anlamda zarar vermektedir. Peki gezi sırasında hangi ulaşım araçları kullanabiliriz diye soracak olursanız; Venedik’in çok gelişmiş bir metro ağı olmasına rağmen ben yürüyerek gezmeyi tercih ettim, eğer ki ziyaret edeceğiniz özel bir müze,köprü veya bölge yok ise popüler olan turistik destinasyonları bir gün içinde yürüyerek ziyaret edebilirsiniz.Tren istasyonun hemen karşı tarafında bulunan bir diğer önemli köprü ise Ponte Dei Scalzi ( Yalınayak köprüsü ) bulunmaktadır. Bu köprüde büyük kanal üzerinde bulunan önemli köprülerden bir tanesidir. Köprü, Santa Croce ve Cannaregio bölgelerini birbirine bağlar ve güzel bir manzarası vardır. Benim Venedik’e ulaştığım vakit akşam üzeriydi ve Venedik’ te tek günüm olduğu için ben köprünün yanından düz devam ederek Rialto köprüsünde gün batımını izlemeyi tercih ettim fakat Venedik’te bir kaç gün kalacaksanız kahvenizle birlikte köprüde vakit geçirmenizi tavsiye ederim.

bilal-2
(Büyük Kanal)

           Evet çok fazla vakit kaybetmeden restorantlardan gelen pizza kokuları,ara sokaklardaki hediyelik eşya satıcıları, dikkat çekici İtalyan mağazaları ve kombinleri eşliğinde Rialto köprüsüne doğru ilerliyorum. Her zaman kartpostallarda gördüğüm manzarayı görecek olmam beni gerçekten çok heyecanlandırmıştı,her gördüğüm ara sokakta kaybolmak isterken bir yandan da gün batımını kaçırmamak için acele adımlar atıyorum. Rialto Köprüsü : 1591 yılında tamamlanan köprü, büyük kanal üzerindeki en eski köprü özelliğini taşımakta, bana kalırsa hem manzarası ile hem de çok fazla turist çekmesi sebebiyle Venedik’in en popüler ziyaret merkezi. Köprüye giderken ara sokaklardan geçtiğim için zaman zaman kayboldum hissine kapılmadım değil fakat yoldan geçen herhangi birine Rialto köprüsü demenize fırsat vermeden yol tarifi yapıyorlar bu yüzden köprüyü bulmakta zorluk yaşayacağınızı zannetmiyorum. Su üzerinde gelip geçen gondolları, Büyük Kanal’ın etrafındaki tarihi binaları, gün batımı manzarası eşliğinde izlemek size bütün yorgunluğunuzu unutturacak ve sizi çok başka diyarlara kısa süreli bir gezintiye çıkaracak bundan hiç şüpheniz olmasın. Fakat burada kısa bir noktaya değinmekte bence fayda var köprü ve çevresi sabah akşam kalabalık olduğu için güzel fotoğraflar yakalamak bazen zor olabiliyor ve ayrıca kalabalık olması sebebiyle meşhur Venedik yan kesicilerine dikkat etmeniz gereken bir diğer husus. Bir kaç arkadaşım telefon,kamera gibi değerli eşyalarının kaşla göz arasında nasıl çalındığını Venedik’ten ayrılırken anlattı,gerçekten çok profesyoneller.

 bilal-revize3-min

           Köprünün etrafında yani Rialto Mahallesinde mağazalar, kafeler, turistik malzeme satanlar,restorantlar ve sayısız otel bulunmakta. Fakat bütçemin kısıtlı olması ve rotamın biraz uzun olmasından dolayı ben pek fazla alışveriş yapmadım sadece bir kaç magnet,anahtarlık o kadar. Rialto Mahallesinden uzaklaşıp ara sokaklara girdiğinizde uygun fiyatlı mağazalar bulabilirsiniz. Venedik yıllardır cam işleme sanatı ve şehirde bazı eğlencelerde kullanılan maskeleri ile meşhur, klasik magnet vs. haricinde size ve dostlarınıza Venedik’ i hatırlatacak cam ürünleri veya maskeleri tercih edebilirsiniz fakat fiyatlar biraz yüksek. Ve Rialto Mahallesinden ayrılıp biraz şehrin havasını solumak ve kaybolmak için ara sokaklara dalıyorum bir sonraki durağım ise Accademia Köprüsü ve Academia Di Belle Art,köprü ile bu sanat galerisi birbirine yakın akşam saatleri olması sebebiyle ne yazık ki galeriye giremeyeceğim. Diğer köprüye gitmeden biraz acıktığımı hissedip restorantlara bakarken dilim pizza satan bir yere girip 2-3 dilim pizza, içecek bir şeyler alıp oturdum sokağa gelip geçenleri izlemek tarihi hissetmek gerçekten çok keyifli ve dikkatimi çeken bir diğer nokta ise sokakta yürüyen insanlar sanki hepsi katalog çekimlerinden çıkmış gibiler, eşler bile kıyafet konusunda gayet uyumlular. Yemek konusunda da bilgi vermek gerekirse ben genelde salaş diye tabir edilen restorantları ve sokak satıcılarını tercih ediyorum her zamanki gibi ama pizzaları gerçekten çok lezzetli. İtalyanlar bu işi biliyor dedirtiyor insana. Eğer ki domuz eti yemiyorsanız siparişi vermeden önce belirtmenizde fayda var. Gördüğüm kadarıyla dilim pizza fiyatları 2-3 euro civarı,bazı restorantlarda ise klasik menü bulmanız mümkün ör. (makarna,içecek,salata ve tatlı ) 15-30 euro arası. Accademia köprüsü Venedik’in nadir ahşap köprülerinden bir tanesiymiş ve ayrıca köprünün altında bir de tuvalet var ihtiyacı olanlar kullanabilir. Sanat galerisine ne yazık ki giremiyorum ama içeride 19.yy öncesi resimler ve heykeller sergileniyormuş.Gentile,Michele Giambono,Lorenzo,Charles de Brun gibi sanatçıların eserlerini görmeniz mümkün. Köprüyü de ziyaret ettikten sonra bir sonraki durağımız San Marco Meydanı, evet Venedik’in kalbi diyebileceğimiz bir meydan.

          San Marco Meydanı :Meydana ismini veren San Marco bazelikası (11.yy)meydanın en dikkat çekici yapısı. Zaman içinde farklı organizasyonlara ve seramonilere ev sahipliği yaptığı için şehrin ana kilisesi olarak kabul ediliyor.İçerisini görmedim fakat içerisinde ve dışarısında bulunan sarı renkli mozaikler buraya ”Altın Kilise” lakabını vermiş. Tarihi dönemleri, kültürü ve dokusunu bu meydanda bütün çıplaklığı ile görmek mümkün. Haçlı seferleri sırasında bazı heykellerin İstanbul’dan kaçırıldığı söylentisi de var. Bazelikanın karşısında bulunan Napolyon’un kendisi için yaptırdığı saray,çan kulesi ve heykeller hepsinin ayrı hikayesi var. Meydanın bir diğer yapıtı ise çan kulesi 8-10 euro civarı bir ücret ödeyerek tepesine çıkıp Venedik’i farklı bir perspektiften görmeniz mümkün..

blal-revize-min

( San Marco Meydanı)
Ve meydanı gezdik yorulduk tabi ki bir kahveyi hak ettik diye düşünüyorsanız meydanda bulunan Cafe Florian sizler için ideal bir seçim olabilir. Belgesellerde,dahaönceokuduğum bloglarda da bu kafeden bahsetmişler bana da nasip oldu. Hatırı sayılır bir kahve, yıllar boyu ünlü yazarların,tarihçilerin uğrak noktasıymış bu kafe.Filtrekahvesi meşhur olmasına rağmen ben tercihim latte den yana kullandım fiyatları biraz pahalı olmasına rağmen San Marco’ya kadar gelip Cafe Florian’da birkahve içmemek olmaz.

Tarih,klasik müzik,kültür ve eşsiz kahvenin tadı hala damağımda evet! bir kahvenin hatırı bence kırk yıl değil bir ömür boyu sürecek.

bilal-revize2-min

         Bu kadar güzel şeylerden bahsettik mi hiç olumsuz bir şey yok ?Hemen dikkat etmeniz gereken bir kaç noktayı açıklamak isterim.Venedik’te yaşanan su taşkınları sebebi ile ziyaret edeceğiniz zamanı iyi ayarlamanız gerekiyor.Yılın her dönemi malesef ki keyifli bir gezi için uygun bir şehir değil.Fiyatlar bir hayli pahalı.Bu kadar tarihi bir şehirde sokak satıcıları San Marco Meydanı’nda bile var ne yazık ki zaman zaman bunları görmek rahatsız edici olabiliyor. Şehir gereğinden fazla kalabalık ve bu yüzden yerli halk bile artık bu şehirde yaşamak istemiyormuş günbegün sayıları azalmakta.Kalabalıktan faydalanan yankesiciler ne yazık ki seyahat esnasında insanları tedirgin etmekteler. Bu ufak sorunları tabi ki bir kenara bırakıp hemen Venedik planları yapmak istiyorsanız hemen rotanızı seçebilir Özgürlüğün tadını çıkarabilirsiniz.

Bilal ARIKAN

Eyobus 2017 Turu

 

1 YORUM

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here