Ana sayfa Avrupa

Yeşil Cennet Lübyana’nın Ejderhalarının Hikayesi

0
PAYLAŞ

Eyobüs ile Avrupa turu başlamadan önce bavul hazırlığım sırasında yanıma aldığım ilk eşyam benim ponçik Deyzim. Kendisi küçük pempiş bir ejderhadır. Lübyana’ya geldiğimizde bende bir çığlık çünkü benim şehrim ejderhalar şehrine gelmiştik. Ejderhaların anası olarak ilan eden Nehir etmeyez’e buradan teşekkürler. 😀

Slovenya’nın başkenti olan Lübyana Avrupa turumuzun bitmesine yakın son 3 şehirden birisi. Otelimize giriş yaptıktan hemen sonra bir şeyler atıştırıp kendimizi dışarı attık gezilecek yer hissedilecek çok duygu vardı, her dakikamız çok değerli, dolu dolu, doya doya geçirmemiz gerekiyordu.

Otelimiz şehir merkezine yakın olduğu için bizi hemen Preseren Meydanı karşıladı. Meydanın ortasında bir çember, sadece o çemberin içine duranın üstüne yağan yalancı yağmur, Hemen çaprazımızdaki sokak çalgılarının müziği eşliğinde kendimizi çemberin içinde deli gibi dans ederken bulduk en içten kahkahalarımızı kalplerimizi ısıtan iyi ki dediğimiz bakışlarımızla çemberin içini doldurup, oradan ayrıldık. Prešeren Meydanından eski şehre bağlanan  Tromostovje yani Üçlü Köprüye doğru ilerledik, hikayemiz bu köprüden sonra başlıyor. Ejderhalar köprüsü şehrin ortasında, iki tarafında ejderha heykelleri ile karşılıyor bizi.

Eyobüs ile adım attığımız her ülkede olduğu gibi Lübyana’da bir çok efsaneye sahip şehirlerden filmlere, dizilere konu olan o görkemli büyüklüğüyle ürküten, ihtişamıyla bizi büyüleyen ödüllü filmlerin baş kahramanı olan ejderhalar. Köprü girişindeki ejderha heykelini devasa bir şey beklerken heykelin küçük olması beni biraz üzdü doğrusu daha görkemli, şehrin sembolü olan ejderhanın daha göz doldurucu olmasını beklerdim. Gelelim hikayeye;

Yunan efsanesine göre, kahraman Jason ve Argonotlar (altın arayıcıları) altın postu bulduktan sonra evlerinin yolunu tutmak istemiştir. Ancak Ege Denizi’ne dönmek yerine Tuna Nehri‘nin kuzeyine doğru yol alırlar. Tuna’nın bir kolu olan Sava’nın etrafından Lübyana Irmağı kaynağına varmışlar. Vrhnika ve Lübyana arasında, bataklıkla çevrili bu göle gelirler. Suyun iyice sığlaşması ve kış ayında koşulların zorlaşması sebebiyle nehrin kenarına yerleşmişlerdir. Kral Aeetes’den kaçan, kaçarken de yanına kralın kızı Medea’yı da alan Yunan kahramanı Jason, Medea ve Argonotlar ile Lübyana ırmağı kıyısında konaklamaya başlarlar. Jason burada zaman içinde Argonotlar ile birlikte kurduğu köyde kalırken bir gece nehirden ağzından ateşler püskürten bir canavarın uçarak havalandığını görür. Canavar köyün yarısını ateşe vermiştir, Argonotların bir kısmı yanarak bir kısmı ise canlarını kurtarmak için kendilerini attıkları nehrin sularında boğularak ölmüştür. O gecenin ardından Jason canavarı öldürmekten başka bir çaresi olmadığını anlamış ve canavarın yaşadığı yeri bularak bizim asil ejderhayı öldürmüştür. Zihinlerinizde Rapunzeli kurtarmaya gelen prensin canlandığını görür gibiyim ve tabi ki onlara göre kahraman Jason ejderhayı öldürmüştür. Jason ,Medea ile birlikte burada yaşamaya devam etmiştir. Mutlu son 🙂

Solovenya bayrağı üzerinde bile bulunan ve şehrin sembolü olan ejderhanın hikayesi böyle anlatılıyor. Bir çok efsane var tabi ejderhaya dair. Ama tek bildiğimiz Ejderhanın bu güzel şehre aslında çok da yakıştığı. Yemyeşil doğası, insanları, Bled gölü ve ejderhaları ile Slovenya’nın başkenti Lübyana sizleri bekliyor 🙂  Sevgiler